MERHABA

Yosun Balı Şerhi

Bazı ballar çiçeklerin uzantısıdır. Bazıları ağaçların. Bazıları ise daha eski bir dünyanın. Yosun balı, gövdelerin ve dalların dünyasına değil; yüzeylerin, nemin ve yavaş çözünmenin dünyasına aittir. Orada kök yoktur. Gövde yoktur. Yükseklik yoktur. Yalnızca yayılım vardır. Yeryüzüne doğru yükselen değil, yeryüzüne yayılan bir yaşam biçimi. Bu yüzden yosunlar çoğu zaman bitki gibi değil, toprağın düşünme biçimi gibi görünür.

I. İLK YÜZEYLER Karaçamın bir gövdesi vardır. Kestanenin bir ağırlığı. Fakat yosunların büyük kısmı başka bir mantığa aittir. Onlar toprağın sahibi değildir. Toprağın üzerinde duran ince bir ara katmandırlar. Su ile taş arasında. Çürüme ile büyüme arasında. Toprak ile hava arasında. Bu yüzden bir yosun yatağına bakmak çoğu zaman bir bitkiye bakmak gibi değildir. Bir geçiş bölgesine bakmak gibidir. Henüz bütünüyle kara olmayan bir dünyanın kalıntısına.

II. NEMİN HAFIZASI Yosunların ilginç yanı büyümeleri değildir. Tutmalarıdır. Nem tutarlar. Sessizlik tutarlar. Zaman tutarlar. Bir bataklık yüzeyine eğilen insan bazen hareketten çok birikimi hisseder. Yüzlerce yağmurun üst üste gelmiş izlerini. Yavaş çürümüş yaprakları. Suyun geri çekilirken bıraktığı ince katmanları. Bu nedenle yosun balı bir çiçek balı gibi açılmaz. Yavaşça yayılır. Tat olmaktan çok doku gibi. Aroma olmaktan çok atmosfer gibi.

III. HARFSİZ BÖLGE İnsan dünyayı isimlerle düzenler. Bataklık ise isimlerle ilgilenmez. Yosunlar da. Onlar sınıflandırmaz. Sahiplenmez. Sınır çizmez. Yalnızca yüzeyi örterler. Bu yüzden yosun balının çağrıştırdığı şey bir manzara değil, çoğu zaman bir eşiktir. Ne tam su. Ne tam kara. Ne tam yaşam. Ne tam çözünme. Arada kalan bölge. Belki de bu nedenle onda insanı merkeze çağıran çok az şey vardır. Daha çok insanı ölçekten çıkaran bir sessizlik bulunur.

IV. KRİPTOGAMİK KARADELİK Karadelik burada astronomik bir nesne değildir. Bir çekim ilkesidir. Yosunların dünyasında her şey yavaşlar. Keskin sınırlar yumuşar. Çizgiler çözünür. Biçimler birbirine karışır. İnsan bu yüzeye uzun süre baktığında büyük olaylar görmez. Tam tersine. Olaylardan önce gelen zemini görmeye başlar. Bu yüzden yosun balı bazen çiçeklerden yapılmış bir tatlılıktan çok, nemin ve zamanın yoğunlaştırılmış bir tortusu gibi hissedilebilir. Sanki arılar nektar değil de yüzey toplamıştır. Koku değil de iklim toplamıştır.

V. TÜKETİLEMEYEN ŞEY İnsan her şeyi kavanoza koyabileceğini düşünür. Balı da. Ormanı da. Toprağı da. Fakat bazı şeyler kavanoza sığsa bile bütünüyle ele geçirilemez. Yosun balı tam da böyle bir şeydir. Çünkü onun asıl maddesi ne şekeridir ne aromasıdır. Onun asıl maddesi zamandır. Yavaş bir zaman. Katmanlaşan bir zaman. Sessiz bir zaman. İnsan onu tadabilir. Ama tüketemez. Çünkü insanın kendisi de aynı uzun hikâyenin geçici bir katmanıdır. Ve belki bu yüzden yosun balının dip tadında, çiçeklerden çok tortular konuşur.

Sanki arılar nektar değil de yüzey toplamıştır. Koku değil de iklim toplamıştır.

03:01 8.10.2026 şe