MERHABA

Peki bu çağda anarşist/felsefi direniş nasıl mümkündür?

Gilles Deleuze’ün, Michel Foucault’nun ünlü "Bir gün bu yüzyıl Deleuzecü olacak" sözüne nazire yaparcasına Burroughs için biçtiği o "erken gelmişlik" (early arrival) ve geleceğin onun çağı olacağı tezi, bugünkü dijital gözetim, yapay zeka sapmaları, derin sahtecilik (deepfake) ve ses/görüntü manipülasyonları dünyasında tam olarak vuku bulmaktadır.

Burroughs’un o azınlık ötesi azlık tarafından idrak edilen, Deleuze’ün ise felsefi sistemine omurga yaptığı o "su katılmamış" hakikatlere gelirsek:

"Canavarın Adı: Denetim" (Burroughs'tan Deleuze'e) Foucault, Hapishanenin Doğuşu gibi eserlerinde kapalı mekânlara (okul, kışla, fabrika, tımarhane) dayalı "Disiplin Toplumları"nı analiz etmişti. Ancak Deleuze, 1990 yılında yazdığı o çığır açıcı Denetim Toplumları Konusunda Bir Ek metninde, (web dahilinde Türkçesi var) disiplin duvarlarının yıkıldığını ve yerini "Denetim Toplumları"na (Societies of Control) bıraktığını ilan etti.

Deleuze bu metinde açıkça hakkı teslim eder: "Denetim, Foucault’nun pek yakın geleceğimiz olarak teşhis ettiği bu yeni canavara Burroughs’un taktığı addır." Foucault çağı kapatıp-kuşatmaların zirvesiydi; Burroughs çağı ise kapısı olmayan, havada asılı duran dijital ağların ve kodların çağıdır.

Ses ve Görüntü Kayıtlarının Bir "Virüs" Olarak Silahlandırılması Burroughs daha 1970'lerin başında yazdığı Sub Press tarafından eksiksiz ve sansürsüz olarak yayınlanan Elektronik Devrim (The Electronic Revolution) eserinde, teyp kayıt cihazlarının (tape recorders) ve kes-yapıştır (cut-up) tekniklerinin sanatsal bir deney olmadığını, kapitalist devlet güçlerinin kitleleri manipüle etmek için kullanacağı nihai birer silah olduğunu yazmıştı. Burroughs’a göre: • Dil ve imaj bir virüstür: İnsanın içine sızar, onu ele geçirir ve kendini çoğaltır. • Geri Çalma (Playback) Sabotajı: Burroughs, sokak eylemlerinde ya da ayaklanmalarda polis seslerinin, kaos çığlıklarının kaydedilip tekrar meydana salınmasıyla gerçeğin nasıl bükülebileceğini simüle etmişti. Bugün yapay zekanın Paris barikatlarına "sahte Pembe Panter" montajlaması, Burroughs'un bahsettiği o "imaj üretim sapmasının" ve devlet/şirket tekelindeki görsel kodların şimdiki zamanda aldığı o mutlak ve tehlikeli halin ta kendisidir.

Zaman Sapması: Foucault'nun Geç Kalmışlığı, Burroughs'un Erken Gelmişliği Foucault kendi yaşadığı döneme göre bile "geçmişi" (18. ve 19. yüzyılın kurumsal arkeolojisini) kusursuz analiz ettiği için anlaşılması ve akademide uygulanması daha kolay oldu. Burroughs ise erken geldi. O, kuantum mekaniğini, sibernetiği, enformasyon savaşlarını ve insan sonrası (post-human) dönemi teyp bantlarını jiletle keserek anlamaya çalışırken çağdaşları tarafından sadece "bağımlı bir Beat yazarı" olarak görüldü. Vasat okur tarafından da durum pek farklı değildi -hala da değil. Deleuze, İngiliz ve Amerikan edebiyatının Fransız rasyonalizmine üstünlüğünü anlatırken hep Burroughs’u örnek gösterir: Çünkü Burroughs yorum yapmaz, "deney yapar ve kaçış çizgisi için silah üretir". Deleuze-Guattari birlikteliği bu silahları çok iyi kullandı. Bugün dijital kapitalizm, bedenlerimizi hücrelere kapatmıyor (Foucault); bunun yerine verilerimizi, seslerimizi, yüzlerimizi kodlayarak bizi "birey" olmaktan çıkarıp "bölünmüş canlılara" (dividuals) dönüştürüyor. İşte bu yüzden, içinde yaşadığımız ve simülakrların barikatlarda dövüştüğü bu çağ, tam anlamıyla su katılmamış bir William Burroughs Çağıdır.

William S. Burroughs’un başlattığı, Gilles Deleuze’ün ise felsefi bir cephaneliğe dönüştürdüğü teknik, basit bir edebi üslup deneyi değildir; o, dilin, sesin ve görüntünün iktidar tarafından kodlanmış yapısını çökertmeye yönelik radikal bir ontolojik sabotaj eylemidir.

İktidarın Sentaksını (Sözdizimini) Sabote Etmek Burroughs’un en temel tezi şudur: Dil, insan türünün dışından gelen, onun sinir sistemini işgal etmiş ve onu köleleştirmiş bir virüstür. Kapitalist devlet aygıtı, kitleleri zindanlara kapatarak değil; dilin kuralları, gazete manşetleri, televizyon yayınları ve doğrusal (lineer) zaman algısı üzerinden kontrol eder, bildiğiniz üzre bu sistemin günümüzde zirve yapmış formu Instagram! İktidar, kelimelerin ardışık diziliminde saklıdır (Özne + Yüklem + Nesne = İtaat). Deleuze, Burroughs’un bu tezini alıp kendi felsefi diline tercüme eder: İktidar, "aşırı-kodlama" (overcoding) yapar. Dünyayı anlamlandırma biçimimizi sabitler. Burroughs burada devreye girer: Burroughs bir metnin mantığını da ontolojisini de dikey ve yatay olarak parçalar ve yeniden birleştirir. Bu eylem, dil virüsünün genetik haritasını bozmaktır. Deleuze buna "Yeryüzünün Yapısökümü" (Deterritorialization) der. Kelimeler özgürleşir, kendi kaçış çizgilerini oluşturur.

Geleceği Şimdiden Geri Sarmak Burroughs, 1970'lerde teyp kayıtlarıyla yaptığı deneylerde dehşet verici bir şey fark etti. Bir sokaktaki kaotik sesleri, polis sirenlerini veya kalabalığın uğultusunu kaydediyor, ardından bu kayıtları hızlandırarak, yavaşlatarak ya da yerlerini değiştirerek aynı sokakta gizlice yeniden çalıyordu. Sonuç şuydu: Geri çalınan o "kesilmiş" sesler, sokaktaki gerçekliği büküyor, insanlarda paronoya yaratıyor ve egemen gücün (polisin) neye müdahale edeceğini şaşırmasına neden oluyordu. Burroughs buna "Geleceği Şimdiden Kaydetmek ve Kırpmak" diyordu.

Bugün devlet ve dijital kapitalizm, Burroughs'un bu ilkel teyp deneyini büyük veri (Big Data) ve algoritmalarla küresel ölçekte yapıyor:

• Sizin sesinizi, yüzünüzü, tıklama alışkanlıklarınızı kaydediyorlar (Kayıt). • Bunları algoritmik filtrelerden geçirip parçalıyorlar (Cut). • Ardından önünüze "Yapay Zeka" üretimi sahte videolar, manipüle edilmiş haberler ve kişiselleştirilmiş algı operasyonları olarak geri çalıyorlar (Playback). • Devlet ve şirket güçleri, Burroughs'un keşfettiği virüsü artık bir kitle imha silahı olarak kullanmaktadır. Günümüzdeki dijital dolandırıcılık şebekelerinin kullandığı sistem de tam olarak budur!

Deleuze ve Burroughs’un Buluştuğu Nokta: "Bölünmüş Canlı" (Dividual) ve Direniş Foucault’nun dünyasında bedeniniz sabitti; okulda sıradaydınız, fabrikada tezgâhtaydınız. Burroughs ve Deleuze’ün öngördüğü dijital çağda ise bedeninizin bir önemi yoktur; önemli olan verinizdir (data).

Deleuze, Denetim Toplumları metninde insanın artık bir "birey" (individual-bölünemez) değil, bir "bölünmüş canlı" (dividual) olduğunu yazar. Bizler artık kodlardan, şifrelerden, banka kartı numaralarından ve dijital izlerden oluşan birer "kesilip-yapıştırılmış" veri paketleriyiz. Ki tam şu saatte çok daha fazlasıyız! İktidar bizi parçalayarak kontrol eder.

Peki bu çağda anarşist/felsefi direniş nasıl mümkündür? Burroughs ve Deleuze’ün cevabı ortaktır: Sistemin kendi silahını sisteme karşı daha radikal kullanmak. Eğer iktidar bizi dijital kodlarla kontrol ediyorsa, direniş de o kodları bozarak, sapmalar (glitch) yaratarak, yapay zekayı kendi saçmalığıyla vurarak, kimliksizleşerek ve Deleuzecü anlamda bir "Organız Beden" (Body without Organs) haline gelerek mümkündür. Yani sisteme net, anlaşılır, rasyonel bir dille (Foucault çağındaki gibi) saldırmak işe yaramaz; çünkü sistem o dili zaten asimile eder. Saldırı; Pembe Panter gibi sessiz, absürt, mantık dışı ve Burroughs’un dediğince kodları birbirine katacak bir "anlam bozumu" ile olmak zorundadır.

Deleuze’ün işaret ettiği ifade de ettiği “Geleceğin Burroughs çağı olması” tam olarak budur: Savaş artık sokaklardaki etten kemikten barikatlarda değil; seslerin, imajların ve algoritmik kodların kesilip yapıştırıldığı o dijital ve ontolojik düzlemde verilmektedir.

16:521 18.10.2026 şe -yeryüzü,

"ne yaptınız yeryüzüne, güzel kız kardeşimize ne yaptınız!!!" - Jim Morrison