MERHABA

kolay kolay sevmeyenin sevmesi... TANYAS için yazdım...

The Be Good Tanyas’ın hikayesi, müzik dünyasının en organik, hesap kitapsız ama bir o kadar da içsel çatışmalarla dolu serüvenlerinden biridir. 1990'ların ortalarından sonlarına doğru, bu üç kadının yolları henüz kesişmemişken her biri Kanada'nın alternatif, göçebe ve bağımsız sanat kültürünün farklı köşelerindeydi. Samantha "Sam" Parton, kelimenin tam anlamıyla bir "yol insanı" ve gezgindi. Kanada'nın zorlu ormanlarında ağaç dikme işçisi olarak çalışıyor, kazandığı parayla yollarda yaşıyor, bir yandan da akustik gitarı ve mandoliniyle geleneksel halk şarkılarını, eski country ve folk melodilerini biriktiriyordu. Frazey Ford da tıpkı Samantha gibi doğayla iç içe, yarı göçebe bir hayat sürüyordu. Britanya Kolumbiyası bölgesindeki ağaç dikme kamplarında fiziksel olarak çalışan işçilerden biriydi. Çocukluğundan beri soul, caz ve gospel müzikle büyümüş olan Ford, kamplarda ve arkadaş ortamlarında o kendine has puslu, "vibrato" yüklü vokaliyle şarkı söylüyordu. Trish Klein ise Vancouver'ın yerel "old-time" ve geleneksel folk müzik komünitesinin aktif bir parçasıydı. Saltwater June adlı yerel bir folk/akustik grubunda banjo ve gitar çalıyor, enstrüman hakimiyeti ve geleneksel roots müziğine olan teorik ve pratik bağlılığıyla tanınıyordu. Bu ekibin bir araya gelmesindeki en büyük katalizör, ağaç dikme kampları ve Vancouver'ın hippi/folk alt kültürü oldu. İlk kıvılcım, Samantha Parton'ın yollarda seyahat ederken Teksaslı gezgin bir müzisyen olan Jolie Holland ile tanışmasıyla çaktı. İkili, birbirlerinin müzikal vizyonundan çok etkilendi ve sokaklarda, parklarda beraber sokak müzisyenliği yapmaya başladı. Samantha, ağaç dikme kamplarından tanıdığı ve sesine hayran olduğu Frazey Ford’u bu ikiliye dahil etti. Kısa süre sonra Trish Klein'ın grubu Saltwater June dağılınca, Samantha ve Jolie'nin ortak arkadaşı olarak ekibe katılmasıyla Vancouver sokaklarında, kafelerinde gayriresmi olarak şarkı söyleyen dörtlü bir kadın komünitesi oluştu. Grup, 1999 yılında Vancouver, British Columbia'da resmen kuruldu. İsim hikayesi ise Jolie Holland’ın bir müzisyen arkadaşının, kızlara çalması için "Be Good Tanya" isimli eski bir parça önermesine dayanıyordu. Şarkıyı o kadar sevdiler ve kendi tarzlarında o kadar sık çaldılar ki, grubun adını çoğul hale getirerek The Be Good Tanyas yaptılar. Grup daha ilk albümünü kaydetmeden önce, efsanevi blues/folk sanatçısı Bill Bourne’un altında alt grup olarak 6 haftalık bir Kuzey Amerika turnesine çıktı. Ancak bu yoğun süreç, grup içi ilk fikir ayrılıklarını doğurdu ve Jolie Holland, ilk albümün kayıt aşamasında gruptan ayrılma kararı aldı. Tamamen ayrılsa da ilk albümdeki birçok şarkıda vokali ve katkısı kalıcı oldu; böylece kemik kadro Frazey Ford, Samantha Parton ve Trish Klein olarak üçlüye düştü. Kuruluş sonrasında üçlü, ana akım endüstrinin dayattığı steril ve cilalı pop-folk sound'unu elinin tersiyle iterek tamamen ham, kirli ve bağımsız bir estetiğin peşine düştü. Grubun 2001 çıkışlı ilk albümü Blue Horse'un o gıcırtılı, tıkırtılı ve adeta nefes alan lo-fi sound'u, büyük şirketlerin lüks stüdyoları yerine Vancouver'ın kenar mahallelerinde "The Greenhouse" olarak bilinen, aslen bir marangoz atölyesi ve hippi komün evi olan terk edilmiş bir mekanda kaydedildi. Tamamen ücretsiz sağlanan stüdyo zamanlarında, ucuz lo-fi mikrofonlar ve odadaki doğal tahta akustiğiyle bu albümü var ettiler. Öyle ki albümdeki bazı şarkıların arka planında duyulan hafif rüzgar uğultusu, tahta gıcırtısı ve ani yağmur tıkırtıları birer stüdyo efekti değil; o eski atölyenin delik deşik çatısından ve yalıtımsız duvarlarından içeri sızan gerçek Vancouver havasıydı. Doğayı adeta gruba dördüncü bir üye yapan bu ham kayıt yöntemi, "The Littlest Birds" ve Frazey'nin yazdığı "In Spite of All the Damage" gibi şarkılarla grubu bir anda dünya çapında bağımsız folk listelerinin tepesine taşıdı. Albümün ardından Vancouver'dan New Orleans'a uzanan muazzam bir Kuzey Amerika hat turnesi başlarken, İngiltere ve Avrupa festivallerinden de davetler yağmaya başladı. Bu ivmeyle gelen 2003 tarihli ikinci albüm Chinatown, gruba ticari başarıyı da getirdi. Tarzlarına hafif caz, blues ve katmanlı vokaller ekledikleri bu dönemde, Townes Van Zandt’ın ölümsüz eseri "Waiting Around to Die" cover'ı albümün en güçlü parçalarından biri oldu ve şarkı yıllar sonra Breaking Bad gibi kült dizilerde kullanılacaktı. Birleşik Krallık listelerinde ciddi başarı yakalayan albümün ardından Glastonbury ve Cambridge Folk Festival gibi dev sahneleri kapsayan kesintisiz bir küresel turne dönemi başladı. Ancak bu yoğun seyahat temposu, aralarındaki kişisel sürtüşmeleri yavaş yavaş beslemeye başlamıştı. 2006'da çıkan son stüdyo albümleri Hello Love, roots müziğine daha fazla eğildikleri, Prince cover'ı "When Doves Cry" gibi cesur denemeler barındıran, olgun ama enerjisi daha durgun bir albümdü. Albümün turneleri bittiğinde, grup üyeleri fiziksel ve zihinsel olarak tükenmiş durumdaydı. Sürekli bir arada olmanın getirdiği bıkkınlık ve müzikal vizyonların ayrışması nedeniyle 2008 yılında süresiz bir ara verme (hiatus) kararı aldıklarını açıkladılar. 2012'de yayınlanan A Collection (2000–2012) adlı derleme albüm, grubun en iyi işlerini, canlı performans kayıtlarını ve iki yeni parçayı içeriyordu ve bu çıkışla birlikte hayranları heyecanlandıran bir turne duyuruldu fakat bu geri dönüş uzun soluklu olamadı. Nihai çözülmenin arkasında hem sinsi sinsi büyüyen bireysel ego ve vizyon çatışmaları hem de kaderin getirdiği trajik bir kaza yatıyordu. 2008'deki arada Frazey Ford solo kariyerine başlamış ve kendi müziğinin lideri olmanın konforunu tatmıştı; Trish Klein ise başka yan projelerle meşguldü. Tekrar bir araya geldiklerinde, herkesin kendi sanatsal kaprisleri ve bireysel alan hassasiyetleri, o eski sokak müzisyenliği günlerinin kolektif ruhunu öldürmüştü ve kimse kimsenin müzikal direktifine boyun eğmek istemiyordu. Bu içten içe çürümeye son yıkıcı darbe, grup tam 2012 turnesindeyken Samantha Parton'ın üst üste geçirdiği iki korkunç trafik kazasıyla geldi. Özellikle ikincisinde beyninde ciddi hasar oluşan, anevrizma teşhisi konan ve boynu kırılan Samantha ölümden döndü ve çok uzun sürecek bir tedavi sürecine girdi. Samantha sahneden ve müzikten tamamen çekilmek zorunda kalınca, Frazey ve Trish turneyi konuk müzisyenlerle tamamlamaya çalıştı; ancak Samantha'nın yokluğu, gruptaki zaten pamuk ipliğine bağlı olan bağı tamamen kopardı. Frazey Ford tamamen solo kariyerine odaklonıp bağları koparırken, Trish Klein ise prodüktörlüğe ve geri plana çekildi. 2016'da Samantha biraz iyileştiğinde, grubun asıl kurucusu Jolie Holland ile sürpriz bir albüm yaptı ama bu The Be Good Tanyas değildi. Üçlü, arkalarında resmi bir "biz dağıldık" basın açıklaması bile bırakmaya gerek duymayacak kadar derin bir iletişimsizlikle, sessizce kendi yollarına giderek bu efsanevi projeye son noktayı koydu. -(((şe 01:02 16.10.26 PS: bir tek ve hep özel olan Samantha hiç kendini kaybetmedi kaptırmadı satmadı, insan doğasından olabildiğine ve alabildiğine hzur içinde ölüm için yaşıyor, o özel insan...